ayağına taşlar bağlanmış kelebekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayağına taşlar bağlanmış kelebekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 1972 Cuma

akşam saat...

akşam saat dokuz civarıydı, omuzlarıma yüklenen yükün ağırlığıyla sertleşmiş kar parçalarına gömüldüğümü hatırlıyorum. milyonlarca iğne silahlı kurşun askerin eriyip kaynar lavlar gibi üstümden akması... düşünebiliyor musun? altında kahrolduğum sorumluluğun gücünü hayal et.


ve her şey beklentilerin başının altından çıkıyor.


şimdi sadece susacağım.
bence sen de aynısını yapmalısın.
sessizlik fikirlerimizi ehlileştirirken, boğulmayacağımız göklerde yüzebiliriz; asla yeşil olmayan, hep mavi olan göklerde.


sokağın beli, gururun sert adımlarıyla inlerken, tehlikeli düşünceler zihnimi an an daha çok kuşatıyordu. bir gecede ilahlığa terfi etmiştim anlıyor musun? ne sert bir şaşkınlık bu, tenime değdikçe kanatan.


sığınağıma gidene kadar gördüğüm her kaldırım taşını saydığımı hatırlıyorum. sonrasındaysa, düşüncelerimi saran düşleri toplayıp kırmızı sel sularına bıraktım ve sustum.









17 Ocak 1972 Pazartesi

dünyamın kılıfı

dünyamın kılıfı sırtında.
nefesinde 
sonsuza susar
onu yutar, hapsederim.

kendime ibadetten ibaret kendim.
sarmaş dolaş ben;
tuttuğum, elimde oynadığım tutkum ben;
habis, bana acımasız ben!

hikaye değil, 
masal tüm bunlar.
kehanete göre
bir anda buhar olacak tüm tutkular.




12 Aralık 1971 Pazar

bir karar alınıyor bu akşam...

bir karar alınıyor bu akşam.

kızla çocuk kilometrelik masaya oturmuş ve uzun uzadıya düşündükleri kendileri dahil kimse tarafından bilinmeyen bir konu hakkında yeniden adım atıyorlar. bir şeyleri değiştirecekler kendilerinde bu kararla. kız değiştirecek daha doğrusu, çocuk da ona yardım edecek ve belki o da yuvarlanacak kızla.
kızla çocuk kendilerini belki de bir ölçüde kandıracaklar.
gözlerini yumup.

işe kızın sindiremediği şeyle başlamak en güzeli diye düşündüler önce.

-çocukla.

balyozlarla, bıçaklarla saldırdırlar çocuğa; işi biter gibi oldu ufaktan.

bu işte hisleri figüran tayfasında bile yeri yok.




-ufukta görülen... ufukta ne görünüyor?





kız, kısa zaman önce zaman doldurdu oğlanın tekiyle; zamanın kum taneleri aklının hava boşluklarını doldurdu zamanla; taşanlar kalbine aktı; boş zaman tüm ruhunu ele geçirdi zamanla. "boş zaman" şarkısı uydurdu kız diline, doladı diline o şarkıyı, her sabah onunla uyandı, sabah ve akşam.

-kum tanelerinin sahici sahibi nerdeymiş, kimmiş?
-çok gezermiş, çok bilirmiş.

kızın gözleri aracılığla... "zamanın zamanı doldu" deyiverdi bir gecede oğlan! yer yarıldı, boşlukları işgal etmiş tüm taneler içine gömüldü. bir gecede.
-bir gecede.

def oluş, o def oluş oldu oğlan için, bakan oldu ama gören olmadı bir daha oğlanı.
-bir gecede.





bir gecede bir karar alınacak.
bu gece.
oğlanın geri aldığı kum tanelerini kız çocuğa devretmeyecek bu kararla.
-boş zamanları yok avuçlarında.

karar alınacak gibi. kızı değiştirecek bu karar.
ufukta ne görünüyor?
ne var orda?
kim değişecek?


çocuk, kızın yüzünü göremeyeceği kadar uzun olan masanın bir ucundaki yerinden kalktı. yaklaştı kıza doğru. elinde kum tanesi yok. aklında kum tanesi yok. yavaşça silüeti silikleşti.

ve bir ruh kızın elini tuttu. 



12 Temmuz 1971 Pazartesi

gün işte, normal bir gün. pek bir fark yok diğerlerinden. aaa dur! hiç olur mu öyle şey? nedenini bildiğim ama adını kondurmayı tercih etmediğim bir anlamsızlık içindeyken, karnımdaki kelebeklerin ayakarına taşlar bağlanmışken, nasıl diğerleri gibi diyebilirim ki? 
yaptığım gözlemlere göre her şey baklentilerin başının altından çıkıyor ve baskısı insanı timsah gibi havada kapıyor. :p

rüyaları severim; uyur ya da uyanık. ama birde yan etkileri olmasa... =)
sanırım iyi bir uykuya ihtiyacım var. =)