"olamaz mı?
olabilir."
kısa yolun gişirindeyim.
arkamdan seslenen trenin sesiyle soğuktan kaskatı başımı çevirdim ve sanki o içindeymiş de, koşan trenin içinde denk gelecekmişiz gibi sadece göz ucuyla baktım. utangaç değilim de, ara sıra aptallıklarım oluyor; alt tarafı sesti gördüğüm, hepsi bu! belki o sadece trendedir, o sahiden gitmiyordur; sadece tren gidiyordur.
kısa yolun girişindeyim.
durup beklesem,
tepemdeki lacivertin içinden şemsiyesine tutunmuş gelir mi ki süzüle süzüle?
kısacık yolu uuuupuzun bir sürede gitsek ya asrın birinde.
kaplumbağaymışız gibi yapsak da "püüff" deyip sırtımızdaki külfeti atamasak,
evimiz yapsak onu, daha da yavaşlatsın diye içini de taşlarla doldursak.
peki ya şarkıda geçtiği gibi, asrın birinde onun kağıt parası dönüp dolaştıysa
ve sonra gelip gelip benim cebime girdiyse?
teşala gerek yok belki bir eylül akşamında tanışırız.
"olamaz mı?
olabilir."