ihtimaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihtimaller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 1972 Perşembe

mavi saçlının miskin bitleri

akşamüstü.

mavi saçlı tepesi yerin, geceye özel narçiçeği rujunu sürüp silinene kadar öpücük savururken ona gözü takılanlara, iki ışık öpülmüş gözlerimi alıyor; mavi saçlının asılı kalmış miskin bitleri.

mavi saçlının kıyametiyle birleşecekler fi tarihinde. o zamana kadar tebessümümü yapıştırıp dudaklarıma bekleyecek gibiyim onları. saçları dökülecek yaşlılıktan, kel etin üstünde tek olacak iki sevgili.

iki parlak yıldız var orda. gördüğüm kısa mesafeleri esasen uçsuzluğu bulmuş, değemiyorlar ışıklarına. bense her akşam farkında olarak-olmayarak başımı kaldırıp onları izliyorum; sağ göz bebeğim birine, sol göz bebeğim birine aitmiş gibi; aslında ben de birleşmelerini isterken, tabiatlarının duruşuna uyup bakışlarımla onları ayrı ayrı hapsetmişim gibi ayrı ayrı parlıyorlar gözbebeklerimin içinde, içimde ve kuruyorum hep olduğu gibi; ya?
bir araya gelecekleri anı onlardan daha çok beklediğimden eminim.

kimileri asla bir araya gelmemek için vardır, aynı olsalar da; bir anlığına tek olmaları kıyameti savuracaktır.

kıyamet bir rüzgar gibi gelip savuracak belki de, yarılan yerin en dibine göğü gömecek ve sadece o anki karmaşada dokunabilecekler birbirlerine.




ve bir rüya...

geçen gece, sol taraftakinin kaydığını gördüm... aşağıya.


zaten onları bir ben görmüştüm.




27 Ekim 1971 Çarşamba

mı?

"olamaz mı?
 olabilir."

kısa yolun gişirindeyim. 

arkamdan seslenen trenin sesiyle soğuktan kaskatı başımı çevirdim ve sanki o içindeymiş de, koşan trenin içinde denk gelecekmişiz gibi sadece göz ucuyla baktım. utangaç değilim de, ara sıra aptallıklarım oluyor; alt tarafı sesti gördüğüm, hepsi bu! belki o sadece trendedir, o sahiden gitmiyordur; sadece tren gidiyordur.


kısa yolun girişindeyim. 

durup beklesem, 
tepemdeki lacivertin içinden şemsiyesine tutunmuş gelir mi ki süzüle süzüle? 
kısacık yolu uuuupuzun bir sürede gitsek ya asrın birinde.
kaplumbağaymışız gibi yapsak da "püüff" deyip sırtımızdaki külfeti atamasak, 
evimiz yapsak onu, daha da yavaşlatsın diye içini de taşlarla doldursak.
peki ya şarkıda geçtiği gibi, asrın birinde onun kağıt parası dönüp dolaştıysa
ve sonra gelip gelip benim cebime girdiyse?
teşala gerek yok belki bir eylül akşamında tanışırız. 
"olamaz mı?
 olabilir."