iktidar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iktidar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 1972 Çarşamba

ve perde açılsın!!


pandora’nın kutusu gibiymişiz meğer. bir şey kelimelerimizi saklandıkları yerlerden tutup çekmeliymiş. ya kendi içimizde ya da döküp, saklı dünyamızda barındırmışız onları, bir ses “hey siz!” diyene kadar.

belki kayıp bir köşede son nefes alışverişini yapan çocukluk hayallerimizdi, başka birisinin yazdığı kitabı elimize aldığımızda titreyen; belki samanyolu’nda yüzerken projeleri yıldızlara saçılan yolu belirsiz planımızdı; belki şiddetli kuraklığa takılıp çölleşen arazimize eski günlerini anmak için diktiğimiz bir anıttı “hey!”in can verdiği; belki de kelimeler için daha önce hiç bir araya gelmemişti moleküller ve onunla birleştiler; “hey!”le beraber özgür kaldı kelimeler. aktılar, koştular, havalandılar, heyecanlandıkları okyanuslara yüzdüler.

bir yaz gününde iki arkadaş, yazdığımız bir iki şeyi güneşe göstermeye karar verdik. başkaları da bizim dünyalarımızı tanıyabilirdi pekala; bu hakkı onlara verebilirdik ve verdik de. sonra üç ve dört olduk ve yolumuza önümüze diktiğimiz çıtaları atlayarak devam ettik. bir “boşluk” olduk, bir “yıkım” olduk, bir ara “’ilk yağmur damlası’nda yansımamıza bakalım” dedik, bir zamansa “iktidar”dık. kılıftan kılıfa girdik dört kişi, büründüğümüz kılıflara izlerimizi bıraktık.

şimdiyse dördümüzün rotasız planı olan, her hafta döktüğümüz parçaları sayfalarda birleştirip kitaplaştırma fikrini, bir yeni yıl sürprizi olarak sevgili arkadaşlarımıza “ta daaa!!” deyip ödlerini patlatarak sunmak istiyoruz. yani bu iki kadının kafasındaki hedef bu ve elinde tuttuğun kitap hedefin varış yeri; eğer dörtlünün diğer ikilisinde dudak gerilmesiyle başlayan minik bir tebessüm uyandırabilmişse bu ufak sayfa demeti, hedefe ulaştık ve görev tamam demektir. =)



                            *geç oldu ama tanıştırayım, bu metin 26 aralık'ta "dedik ki!" adlı kitabımıza şahsımca iliştirilmiş önsözün ta kendisidir.



6 Aralık 1971 Pazartesi

ayna

aynanın önünde. saatlerdir oturuyor. hiç kımıldamadan.

kuyrukları uzayı delecek bir araba hareket ediyor. elini dudaklarının bitiminde gezdiriyor farkında olmadan usulca, kırmızı eldorado'nun ayak izlerinde. içindeyken radyo dinlemek yerine onunla konuşmayı yeğlediğini anımsıyor; hatta birkaç kelime yapışmış oraya ona söylemeyi unuttuğu. elleriyle dokunuyor onlara. ellerine bakıyor bakışları, elleri aynası oluveriyor uçuk renkleriyle. üstünde, kırmızı eldorado'nun jantlarına takılmış çamur lekeleri, geçtiği yollar. sol elinin üstündeki ben, eldorado'nun sol kapısına babasına belli etmeden kazıdığı yaprak...

aynanın karşısında saatlerdir. bazen daireler çizerek aklını tarayan gözleri dışında orda, hiç kımıldamadan.

liman caddesi'ndeki büyük evin terasında bağdaş kurup oturmuş bir grup çocuk. keyfi gelince seslenen martılarla, heybetiyle böbürlenen gemilerin dışında bir şeyin sessiz geceyi bölmesi bekleniyor heycanla: "bu gece bir yıldız kaymalı."

haftasına, tutulan tüm dileklerin gerçekleştiğini gördü bir çift göz, etrafı berrak ve gergin.

kenarlarda dolaşıyor gözleri. donuyor bir noktada, kararsızlıktan olsa gerek. derin birkaç hat var. kısalar. sabitler. "dileklerimiz de derindi hep, hepsi ve hepsini de görmüştüm."

aynanın karşısında, "dahalar"ı bekliyor. saatlerdir.

"... veee sonsuza kadar mutlu yaşamışlaaaarrr..."

dışarıdan bir ses tıklatıyor kulaklarını sanki bir yabancı gibi. hatırından öksürük sesleriyle atılmış ahenkli bir ses. "sonsuzluk" en sevdiği kelime diye en güzel o kısmı söylerdi, kulağına en kısık o kısım geliyor misafir sesle.

sonsuzluk...

aynanın karşısında bekliyor saatlerdir. kendinden bile çok yüz görmüş, halaysa tazecik aynanın karşısında.

korku... merak... zaman.

aynanın karşısında bunca vakit görmek istemediğini görmeye oturmuş, görüyor. kendi telaşından zamanınkini fark edememesi şaşkınlık verici; "sonsuza kadar..." diye silik mırıltı dökülüyor dudaklarından, kulağına çalınandan duyamadığı. ve daha yüksek mırıldanıyor; "sonsuza kadar..."

minik bir nem konuyor eldorado'nun ayak izine, geçtiği yolları yaşlıyor.