büyük kayıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
büyük kayıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 1971 Salı

devam metni...

"yuvarlanıyorum, yuvarlanıyor musunuz?
 kar topuyken, benim gibi çığlaşıyor musunuz?
 seslere, ışıklara, görkeme kanıyor musunuz?
 ya bir yeriniz kanıyor mu?"

gözlerinin içinde kendimi göremediğimi fark ediyorum ve cam oda tuz buz oluyor. içindeyim.

cam odanın tozdan camlarıyla dağılıyor büyü, bozuluyor, etrafa saçılıyor zerreleri,bende büyük bir çocukluk hevesiyle üflüyorum onları avcumdan; püüfff...
büyü bozuldu.

bir süredir sakin sesli kadının sakin şarkısı eşliğinde devam ederken sessiz film...
şimdi...

gözlerinin içinde kendimi aradığımı fark ediyorum bir süredir. derinlerine kadar salıyorum kendimi ve denk gelemiyorum silüetime.

cam kalbimin duvarları çatırdıyor, küçük bir çatlak; ben orda yokum, hala bakıyorum işte gözlerine! çatlak hattı uzuyor; içinde yok muyum yani onun, kalbi o kadar dar mı? sinsice adımlarını büyütüyor çatlak ve orda yokum işte. gözlerindeki boşluğu çevreleyen taş duvarla karşılaşınca gözlerim, iniltiyle yok oluveriyor avcumdaki. püüfff...

bir kulağımı göğün,
bir kulağımı yerin duvarına dayadım.
kıyamet geliyor,
sesleri geliyor!

ense kökümden başlıyor çekilmeye. sinirler, damarlar, nefes ortaklaşa çalışıyor defe. parmak uçlarımdan akıyor ruhu. dudaklarım çabalıyor, sesimin gücü yettiğince.

"kırma, kırma kalbimi..."

taa içlerindeyim gözlerinin; boşluğundayım, yuvarlanıyorum. yuvarlandıkça seni oraya bırakıyorum, içimi senden arındırıyorum. olmam gereken yerin boşluğunda bende ki seni kusuyorum. boşluğuna boşaltıyorum seni.

"biz, aynı zamanda kaybettiğimiz şeyleriz."

kayıp?


güzel sesli kadın sakin şarkısını söylerken kulağıma, ıslak yaprakların taş yolu kapladığı nemli günlerde aklıma gelenler bunlar.

"sen sensin, kendi varlığın var, bir andan öbürüne, bir günden bir sonrakine hep aynı insan olmayı sürdürüyorsun. temelde sensin varlığın, yabancı bir beyinde oluşan gelip geçici düşüncelerden, elektromanyetik dalgalardan etkilenmiyor. bunu görmeye çalış. matthew'nun sahip olduğu bütün gücü, onun her zerresini, ona sen veriyorsun!"



sakin sesli kadın, sakin şarkısına devam ediyor...

3 Ağustos 1971 Salı

nerde kalmıştık?

iyi kıza oynamaktan ne zaman sıkılacağımı merak ediyorum.

 -evet bayan, sen, yolda önümde yürüyen. çarptın ve artık öteye çekilebilirsin.

-tamam, sakin, sakin, telaşa gerek yok; sadece ayak sesim bu galeyanınızın nedeni. iç organlarınızı ulu orta her yerde bırakmayınız, hele ki ağzınızda. heyy bu bir toplum kuralıdır. yoksa anneniz size, yüreğinizin ağzınızda olmaması gerektiğini söylemedi mi? aaaa ne büyük kayıp! bu haliyle “büyük kayıpken”, bir de düştüğünü düşünsenize. ya kaybolursa ya da hissiz pabuçlarca ezilirse, ya o zaman?

koca eşeğe benimle oynar mısın demeyeceğim, çünkü iyi kız olmaktan sıkıldım. mankafalı herif!
-benimle oynar mısın?

oysa sadece, seninle yıldızları saymak istemiştim. fazla mı candan istemişim ne, olmadı. =)

-neden mi bu isteğe kapıldım?

bambaşka bir havayı solumuştum ve bir şey başımı göğe doğru çekmeye başladı. yerine sığmayan nesneler! gözlerim kamaşmıştı; sanki aşık olmuştum onlara. işte onları seninle saatlerce, geceleri birbirine düğümleyip haftalarca, aylarca, yıllarca , ömrümüzün dibi ne kadarsa, saymak istemiştim. aynı yerde, sen, ben, biz ve sayacağımız, sayamayacağımız milyon tane yıldız.

iyi kız olmaktan sıkıldım. bunu ne sık tekrarlıyorum değil mi? tıpkı senden durup durum nefret etmeye başlamam gibi. nefret kelimesini duyunca yüzün değişmesin; aksine sevinmen gerekir. senden nefret etmem, seni sevmemden daha çok düşünme mesaisi yaptırıyor. bir çeşit aşk bu, tersten akan. “tersten akan aşk”, bunu sevdim. her koşulda uyum içinde olabileceğim bir deyiş.

-ben buldum!

-ben buldum!

nerde kalmıştık? ben iyi kız olmaktan nefret ederken, araya seni de sıkıştırmıştım. 

ağzı bozuk cümleler kurmam lazım benim. müsaadenle bir tane çıksın ağzımdan, sessiz, akışkan. bak sadece bir iki laf yığını olacak. anlamlı, anlamsız… neyin anlamı var ki? senin mi, benim mi, günün adamının mı? hem onlar seni körlüğünün, sağırlığının yanından, kapının arasından sessizce süzülüp giderler. =)

seninle hala yıldızları saymak istiyorum; o yıldızlar olmasa da istiyorum. yoksa kendimi mi oyalıyorum bu düşüncelerle? 

- biraz susar mısın? beklediğin şeyleri söylemeyeceğim.