27 Şubat 1976 Cuma

kaç zamandır dilimden düşmüyor "geçmek süresi"; tüketiyoruz işte ne yapabiliriz ki? 

12 Şubat 1976 Perşembe

kesik kesik her anıdan birer kelimeyi çekip alsam... diyorum ya hangi dua iyi eder bu ruhu? kaç tarot açılışı, dimağda kaç tını, kaç ölçü şarap, kaç söz, kaç acı? bilme. 

haftanın herhangi bir günü, çok önceden verilmiş sözün üzerine, hadi salı olsun, en sevdiğim eteğimi-yeşil olanı- ve mor çoraplarımı giymiş, başiktaş'ta kahvaltıcılar sokağındayım. oradan ortaköy'e yürüyorum. belki de aynı gün, galatasaray lisesi'nin yanından karaköy'e inen uzun caddede bir yerde olmalıydım rastlamak için.

2 dakika 38 saniyelik bir telefon konuşması çok şeyi değiştirebilirdi belki. biraz önce baktım meziki otel'i restore etmişler 2 sene önceki cazibesi artık yok. 


soğuk odada bekleyen kan şarap beyaz saçlarıma renk olsun...
yalnızlık baki diye gerek var mıydı mayınlar arasında bırakılmaya; nasıl bir savaş ki bu? 





27 Aralık 1975 Cumartesi

güzel haberler telefonla geliyor bu aralar... 

sarı, çizgili iki yaprak gülümsetebildiyse, balıkçı doğru işler yapıyor diyebiliriz. 
elime alamadığım, dört duvarda tutsak, can emeğinden kitap ayracım var benim! =)

26 Aralık 1975 Cuma

dilini bilmediğim bir filmin müzikleri yanımda; dilden dile çeviriyi bırak şimdilik ne dediğini anlamıyorsan cümleleri sen kur o halde. uydur. hatta belki, filmleri de en heyecanlı yerinde bırakıp sonunu kurmak daha güzel olur. bunu yapan bir film karakteri hatırlıyorum, benimle aynı fikirde olanlar varmış!

sevemedim seni 2016. nabzımı zorlayan yerinde bırakamadım da! 

senden daha fazla parçalanacağını bildiğinden, çok sevdiğin birine hiçbir şey yokmuş gibi gülümseyerek bakmaya çalışmak... bak bu iliklerimi kurutuyor! 
gidiyorsun 2016. 
daha ilk adımlarımı atarken yanımda olanlar, ilk adımlarını atarken yanında olduklarım nerede? son gecende, seninle ordan oraya savrulan nefesleri, giden canları düşünebilir misin? göğsüme binmiş koca taş, tanıdığım, tanımadığım kim varsa. önceden daha mı güleçtim ne? belki fazla dalıyorum bir yerlere. dinledikçe güneşli gökyüzünü anımsatan şarkılarım nerede? 

o haklı, "yılların adı olsa, bu yılın adı eksik ya da özlem olurdu." derken. 
seni sevemedim 2016. 




29 Kasım 1975 Cumartesi

istediğim ne biliyor musun? duvarları yosun yeşili kocaman bir odada, içinde kaybolabileceğim bordo renkli bir berjerde dinlenmek. camında koyu yeşil tül, iki kanat koyu mor perde olmalı. eski odam gibi... bak sadece boş oda diyorum; dört duvar; bu saydıklarımın dışında bir şey olmadan. belki ara sıra gevezelik yapabileceğim birisi ve onun koltuğu. belki de tek, tek başıma. sakin, sessiz, huzurla. yapacaklarım, yapamadıklarım, yaptıklarım arkamdan gelmeden. adımı seslenen olmadan. adını bile bilmediğim biri belki yanımdaki. "ad" olmadan, anlatabileceğimiz.

son iki gündür çok ıslaksın istanbul. senin damlaların kabuklarımı kabartıyor.