15 Mart 1975 Cumartesi

kayıp mayıs

nisan heyecanlandırıyor. bu sefer de kışı sevemedim. olmayacak hayallerden, kışın kasvetinden kaçmak için nisan'da gözüm. 


15 Şubat 1975 Cumartesi

"toprak kokusunu duyuyorlar mı?" 

eski, bazısı kırılmış, devrilmiş, kimsesiz mezar taşlarının yanında yeni mermerler, siyah dualarla ve unutulana kadar dimdik kalacaklar. aceleyle giden trenin camı alıyor onu. "gel!"diyor koku. "huzurla uyuturum seni, gel." başını çeviriyor kız, korkuyor, "henüz değil."

umut dolu şarkılarla danslar etmek var adım adım. 

aklının köşesine yapışıp kalmış anılardan onun olanlar her rüyada, karanlıkta, yazın sıcağında, kışın ayazında hortlayacak mı? öğrenmek için daha kaç kere uyumalı? büyümesi için daha kaç yalan onu tökezleyecek? acıdan kıvranmadan mavi giyebilecek mi? sorular, telaşlar, zaman; zaman, telaşlar, sorular; telaşlar... alın götürün tüm bunları, örtün toprakla!

kar soğuğuna rağmen gri şapkayı takmamıştı akşam. onundu ya da onundu, o vermişti ona, adam. taşlarda isimler ararken "artık aynalarla, duvarlarla, gri şapkayla konuşulmayacak!" diye geçirdi içinden, her kimse unutulur belki ya da taşlara yazılı isimler gibi o da zamanla seçilmez belki. adam.




12 Kasım 1974 Salı

ölüyorum yalnızlığından. buz gibi sessizliğin vuruyor yüzüme, sonra, bilmem kaç saat sonra... 
son günleri yaşıyor gibiyim. nefes nefese kalıyorum. daha çok, daha çok; her şey ne de farklı, ne kadar renkli, ben neredeyim? 

ilk defa zamanın önünü kesmek için koşmuyorum. geçmesin gitmesin. nereye gidiyor ki, gidiyor mu ki? 

ellerim mi kanıyor yoksa? 

sonra birde...
boş evlerden korkuyorum. 
her duvarda ben.
kanıma giren ben. 
bilmem kaç saat sonra, yine ben.
görünmeyen köşelerden gülümseyen.


20 Ağustos 1974 Salı

uğradığınız için teşekkürler. =)

paylaşacak bir şey kalmadı artık, gidebilirsiniz.

8 Ağustos 1974 Perşembe

bir şeyler oluyor.


elden bir şeyin gelmediği zamanlar vardır ya, sadece içine gömülür kalırsın, için seni boğar, aynı anda başka bir yerde başka kişiler başka şeyleri yaşarken, gülerken, içinde boğulmuşsundur bile.

bir soğuk ruhun aralarda dolaştığı hissi ensende biter. bir soğukluk... ruhları yakan, sesleri buz eden, diri diri kavrayıp boşluğa gömen. renkleri... zamandan kazıyor renkleri, peşinden sürüklüyor. zaman uzun, ölçülmez; ucu bucağı yok artık. griyiz. belirsiziz.


kanından kan, canından can verebilsen, paylaşsan neyin varsa. bir gayret, önce o sonra sen ayağa kalksan. 


böyle kesik kesik cümleler, derin güçlü soluklar yerine. yerine geçiyor bir şeyler, diğerlerinin.